3000km & 11 günde Batı Avrupa Turu ✌️

İlk durak Amsterdam! (1. ve 2. gün)

Amsterdamdaki ilk günümüzde, gezmeye yakın bir mesafede oldugumuz Rijskmuseum alanından başladık. Müze binasının içerisinden geçen yolda bisikletlilere ezilmeden ve sokakta yapılan müzikleri dinleyerek geçtik. Yolun devamında önümüzde I amsterdam işaretini ve arkasında alabildiğine yeşil bir dinlenme alanının yanında yer alan Mocco müzesi ve Van Gogh müzesini gördük.

Yolculuğa başlarken her şehir için bir önemli müze kararımız bizi Van Gogh müzesini giriş kapısına götürdü, eğer gidecekseniz öncesinde müzenin alışveriş mağazasına uğramayı unutmayın. Mağazada alışveriş yaparken bir saat sonrasında bilet bulup müzenin internet sitesinden aldık. Biletinizi internet sitesinden almanızı öneririm. Biz internetten bilet alabilirken gişedeki görevli bugünkü biletlerin satıldığını söylüyordu.

Hollanda peynirleri ve bir o kadar da güzel ekmek ve sandviçleri ile ünlü, müze ziyaret saatimizin gelmesini beklerken Albert Heijn’a uğrayıp sandviç ve meyvelerimizi aldık. Süpermarketin tek kötü yanı Master ve Visa card ile ödeme kabul etmemeleri, varsa Maestro kart ile ödeme yapmanız gerekiyor :/

Screen Shot 2018-05-03 at 13.33.06

Van Gogh müzesinde 1 – 1,5 saatte rahatça gezebilirsiniz. Müze çıkışı müzenin hemen yakınındaki VondelPark‘a geçtik ve havanın güzel olduğu günlerde diğer Hollandalıların yaptığı gibi, çimlere serilip piknik yapıp, arkadaşlarımızla sohbet edip güneşlendik.

Amsterdama gelmişken Dam Square gitmek ve Red Light District e göz atmamak olmazdı, Vondelpark üzerinden seçtiğimiz bir Amstel’i seçerek Dam Square’e kadar ilerledik. Yol üzerinde Flower Markt -her türlü lale çeşitinin tohumlarını bulabileceğiniz ve hediyelik eşya alabileceğiniz Amsterdam’ın uygun marketi – ve çeşitli gouda peynirlerinin olduğu Henry Willig‘e uğradık. Pesto, coconut, sarımsak olmak üzere bir çok içeriğe sahip gouda peynirlerini denemenizi tavsiye ederim, bir gouda peynirinin fiyatı 10 Euro seviyelerindeydi.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 13.35.51 (1)

2. gün için Amsterdam’da yaşayan arkadaşlarımızın tavsiyesiyle kanalların arasında turlamak için MokumBoat rezerve ettik. Amsterdam’da daha önce kanal turlarına katılmama rağmen, amstellerin arasında bot kullanacağımı tahmin etmezdim. Kanal haritamızın yardımıyla bir çok önemli yapıyı görerek kahvaltımızı botta yaptık. Bazı kanallarda tek yönde gitmek gerekiyor bu nedenle 1-2 kanal işareti öğrendik. 2 saatlik turun sonunda küçük köprülerin dahi altından geçebilecek kaptanlık yeteneklerine sahiptim. ✌️️Kaptanlığı sevdim ❤️

Şehri gezmek için bisiklet 🚲 kullanmak gayet zevkli. Bir gün boyunca bisiklet kiralamak 14 Euro civarında. Biz Macbike’ı tercih ettik ve şehrin diğer yönüne Central Station tarafına Anne Frank’ın evini geçerek ilerledik ve Winkel43‘te Apple Strudel (elmalı tart) ve latte içerek dinlendik. Bisiklet sürmek şehirde çok keyifli. Bütün gün bisiklet sürerek geçti.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 14.04.47.jpeg

Brüksel & Brugge (Belçika) 3. Gün

Bir güne sığdıracak çok şey olduğu için sabah erkenden yola koyulduk. Avrupada gezmek artık göreceli olarak pahalı olduğundan, öğlen yemeğini yerel halk gibi yapıp, sandviç hazırlamanızı ya da sandviç salata menülerini tercih etmenizi öneririm.

Amsterdam’dan çıktıktan sonra ilk durağımız Brüksel oldu. Sınırda kontrol var mı diye merak ediyorsanız yoktu. Sadece hoşgeldiniz yazısını gördük. Brüksel’de Grand Place’e yakın bir yerde gezip, İşeyen çocuk 👶 heykelini aradık 😄 Şehrin ünlü heykeli 60 cm boyunda ve özel günlerde giydiriliyor. Belçika’nın da Hollanda gibi Waffle’ları ünlü. 🍫 meşhur çikolataları ile birlikte yemek isteyebilirsiniz.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.55.14.jpeg

Brugge

Akşama doğru Brugge’e vardık, brugge diğer şehirlere göre daha ucuzdu. Gece park için sadece 3 euro ödedik. Gitmeden önce Colin Farrel’in oynadığı “In the Brugge” filmini izlemenizi tavsiye ederim 🤘Belfry saat kulesini gördüğünüzde filmden kareler zihninizde canlanacak. Old town center’daki çikolata dükkanına gitmenizi öneririm. Oradan arkadaşlarımıza çok güzel çikolatalar aldık 😇 Bir sonraki durağımız kakao ve çikolatanın tarihini öğrenmek üzere Choco Story oldu.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.31.36

Sonrasinda meydana geri dönerek, bufelerden patates kızartması almanızı öneririm. Ülkenin patatesleri lezzetli ve çok farklı soslarla tüketiyorlar. Biz köri sosunu tercih ettik. Türkiyede yediklerimizden farklı ve lezzetli bir sostu.


Sonrasında Paris için yola çıktık. Bir uyarı, Fransa sınırında kontrol olmamasına rağmen kilometrelerce trafik vardı. Erken çıkmanızı ya da sınır trafiğini hesaba katarak plan yapmanızı öneririm.

Paris (4. 5. ve 6. gün)

Parise gitmeden gitmeyi en çok istediğimiz müzeyi seçmiştik. Tabi ki Louvre Müzesi… Gitmeden önce hatta mümkünse bir kaç hafta öncesinden biletinizi müzenin kendi sitesinden almanızı öneririm. Biletleri çok önceden tükeniyor. Eğer bir sanat aşığıysanız müzede tüm gününüzü, hatta bir kaç gün üst üste giderek müzenin tüm kısımlarını bitirmeniz olası. Ancak biz önemli bir kaç eser seçip gittik, malum Louvre müzesinin sanat koleksiyonu devasa ve bir önemli not, müze 3 bölüme ayrılıyor ve bölümler arasında geçiş yok, yani müzenin ana girişinde gitmeyi düşündüğümüz bölümü seçmeli ve biletinizi sonrasında bir kenara atmamalısınız – diğer bölümler için de gerekecek.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.30.37

Bu arada unutmadan, Pariste metro hattı oldukça geniş, şehrin dışında bir lokasyonda olmamıza rağmen 20-30 dk içerisinde metro ile istediğimiz yerlere ulaşabildik. Metro için, Pariste 3 günden fazla zaman geçirecekseniz 10’lu biletler yerine Navigo Kart almanızı öneririm. Kart 5 Euro ve bir haftalık 20 Euro civarına dolduruyorsunuz.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.17.54.jpeg

Ve tabi ki Eiffel Kulesi, kulenin tarihte şenlik kutlamalarına giriş kapısı olarak yapıldığını biliyor muydunuz? Geçici olarak tasarlandıktan sonra, halkın sevmesi üzerine kalıcı olmuş ve ilk yıl içerisinde maliyetini – ki çok fazla tutarlara yapıldığını biliyoruz – gelen ziyaretçilerden alınan ücretler ile çıkarmış bir yapı. Her yıl boyanması için tonlarca boya kullanıldığı da söylemek gerek. Önünden devam edip, yapıyı gören büyük parka ilerlemenizi ve orada çimlere uzanıp, piknik yapmanızı öneririm.

Notre-Dame katedraline de zaman ayırmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Gitmeden önce Notre-Dame’ın Kamburu filmini izleyebilirsiniz. Katedral, yani şehrin baş kilisesine giriş ücretsizdi, sadece güvenlik kontrolü yapılıyor.

Macaron seviyorsanız, Macaron’un mucidi Laduree Macaron’un yerine gitmenizi öneririm. Laduree‘un ana mağazası ve cafesini ChampsÉlysées‘de bulabilirsiniz. Bu ünlü caddede oldukça pahalı mağazalar ve oturup kahve içebileceğinizi kafeler var. Ayrıca yanınızda hediye macaron getirmeyi düşünüyorsanız alışverişi son gün yaptığınızdan emin olun, macaronlar çok hassas ve güzel olmalarına rağmen, bir iki gün sonra bayatlayabiliyorlar. Aşağıda her ne kadar annem için alsam da sonunda bize yar olan macaronların güzel kutusunu görüyorsunuz. 🙂 Çok şık paket tercihleri var.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.23.04.jpeg

Son olarak, Parisi yaşamak için, geçmişin hatlarını koruyan yılların eskitemediği Parisian tarzı kafelerinde oturmanızı ve muhabbet etmenizi, yoldan gelip geçenleri izlemenizi – evet, bu bir Parisli geleneği – tavsiye ederim. Biz sıcak çikolatası ve tartları ile ünlü Cafe de Flore‘u tercih ettik.

Paristen sonra, 11 günlük bu uzun seyahati oteller yerine daha rahat edebileceğimiz ve daha esnek olabileceğimiz Airbnb evlerinde geçirmeye karar verdik ve verdiğimiz en güzel karar olan Lenk’te bir Dağ evini Airbnb ile bir geceliğine tuttuk.

İsviçre❤️ İsviçre yolları❤️ Alpler ❤️ Lenk şehri (7. Gün)

İsviçre’ye BA-YIL-DIM! Doğa, mükemmel teknik, kaliteli dondurmalar, çevreci ve paylaşımcı yaklaşımlar, inekler, sakinlik, insanların sağlıklı görünüşleri, sportif oluşları. Bir cümleyle özetleyecek olsa böyle derdim. Bir de cheese fondü’sü, emmental ve gravyer peyniri, Toblerone’u, İsviçre çakısı…. ünlü tabi 🙂

Gelelim Lenk şehrine ve bir onun kadar güzel Lenk‘e doğru kıvrılan ve muhteşem Alpler manzarası olan yollarına…


Dağların arasında tarif edilemeyecek güzellikte çimenler ve yollar var. İsviçreliler bizim kaldığımız bölgeye hiking yani doğa yürüyüşü yapmak için geliyordu. Öyleki yol kenarlarında yürüyüş sporunu yapanlar için yol gösterici tabelalar vardı. Büyük şehrin karmaşasından sonra, insan doğa ile iç içe olmayı ve sakinliği özlüyor. Burada huzur bulduk. Gece ay ışığının bulunduğunuz yeri ve Alpleri nasıl da aydınlattığını görebildiğiniz ve dağın üzerindeki buzulların kırılışını dinleyebileceğiniz bir şehir Lenk. Aynı zamanda kışın kayak sporunun da aktif olarak yapıldığı, turist çeken bir bölge.

Önemli bir nokta. İsviçre’de kalacaksanız, prizleri fişlerinize uymayacaktık. Airbnb ile kaldığımız evde, çevirici adaptör / converter vardı ama bizim şansımıza, bir sonraki durağımızda bulamadık.

Zurich (8. Gün)

Zurich nehri kenarında yer alan merkezde, halkı parklarda güneşlenirken, koşu yaparken, bisiklet sporuna uygun bir şekilde kıyafetlerle turlarken görebilirsiniz. Biz de trende uyup etrafı turlamak için aşağıdaki elektrikli scooter’ları kullandık. Lime Bike uygulaması sizden kullandığınız kadarlık bir tutar kesiyor ve scooter’ları kullanmak çok zevkli. Pazar günü insanları nehir kenarında güneşlenirken, bisiklet sürerken ve dondurma – ama herhangi biri değil Mövenpick tabiki – yerken bulduk. Canlı bir şehirdi.

Zurich’te şehir merkezinin ardından şehre 2 saat uzaklıkta bulunan Rheine şelalesine gittik ve tüm yolculuğa değdi. İsviçre’liler doğayı katletmeden nasıl korunulur ve nasıl doğayla iç içe tesis yapılır biliyorlar. Şelale etrafında çimlere oturmuş piknik yapan, dolaşan ve top oyayan birçok insan vardı.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.41.56.jpeg

Frankfurt (9. Gün)

Frankfurtta Old Town Center’da Römer‘i görmenizi, meydan’da Einstein Kaffe‘sinde oturmanızı ve meydanı izlemenizi tavsiye ederim. Gothe’nin yaşadığı evi de bu bölgede görebilmeniz mümkün. Frankfurt, Almanyanın 5. büyük şehri, genellikle şehirdeki büyük binalar bankalara aitti.

WhatsApp Image 2018-05-03 at 15.49.52.jpeg

Lüksemburg (10. Gün)

Lüksemburg küçük bir ülke / şehir, Fransızca ve Almanca haricince Lüksemburgca da konuşuluyor. Şehri gezmeniz için bir kaç saat yeterli.

Tekrar Amsterdam ve Dönüş 😢 (11. Gün)

Amsterdam’a geri döndüğümüzde, son kalan alışverişleri de bitirip, oradaki dostlarımıza gezimizde aldığımız hediyeleri verip, gece boyunca muhabbet ettik. Bizi çok güzel ağırladıkları için onlara teşekkür ederim 🙂 Her ne kadar dünya vatandaşı olmak gerektiğini savunsamda, insan kendi milletinden olanları ve dostlarını çok özlüyor.

Evde olmak…

Avrupa şehirlerinde görüp özendiğimiz ülkemizde de olsun istediğimiz ne kadar çok şey varsa da -paylaşımlı scooter, bisiklet ekosistemi, temiz sokaklar… Ülkemizin de kültürü, yemeği, havası suyu gerçekten farklı. Özellikle alım gücü insanın yaptığı aktivitelerin türünü bile etkiliyor. Bu yazıyı yazdığımda, 1 euro 4,93 TL ediyor.

Gezinin özeti, İsviçre çok güzel. Doğa ile uyumlu yaşamak mümkün. Çikolatayı ve peyniri seviyoruz. Airbnb hayat kurtacı, özellikle sandviç yemekten sıkıldıysanız ve gezi bütçeniz azsa. Son olarak Heidi Alplerde neden sağlıklı ve yanakları al al yaşayarak, öğrendik.

Şimdilik bu kadar 🖐

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s