Hastayken sizi ne ayakta tutar?

Çalışmayı seven, çalışamıyorken de en küçük bir boşlukta yeni planlar yapmayı seven birisi için, hasta olmak lanetlenmiş olmaya benziyor. Hasta olan diğer insanlar ağrıları ile boğuşurken, ben bir parça enerji bulmuşken ve hazır fiziksel olarak birşey yapamıyorken olduğum yerde düşüncelere dalıp hayaller kuruyorum.

Şu an sağlıklı olsam yapabileceklerimi, yaklaşan planları, önümdeki 1 ay hatta 2 ayı düşünmeye başlıyorum. Çalışmama imkan sağlayacak bir zihin dinginliğim yokken, genellikle plan yaparım. Plan yapmak, yaparken de zihni somut hedefler göstererek toparlamak sıklıkla kullandığım etkili bir yöntem. Lise çağlarındayken okuduğum ve aklımda sadece özü kalan bir küçük makale geliyor aklıma. Motion yani hareket iki şeye ihtiyaç duyar, bir varılması gereken nokta (hedef) iki hareketi mümkün kılacak bir güç yani motivasyon. 🙂 Hasta olduğum için güç tarafında sıkıntı yaşadığım doğru ancak ben hedef ve gücün birbirini etkilediğine inananlardanım. Aslında sadece güç de yeterli olmaz, zihninize yeni şeyler katmanız bazen de onu toparlamanız gerekir. Çalışmaya başlamadan önce masasını toplayan hatta abartıp odasını toparlayan birini arıyorsanız o benim. Benim gibi çoğu insan da bunu yapıyor, bunun tesadüf olduğunu sanmıyorum iç güdüsel olarak düşüncelerimizi düzene sokarken, çevremizdekilerinde aynı uyuma dahil olmasını istiyoruz. (Ya da yola birşeyi tamamlamış olarak motive bir şekilde başlamaya çalışıyoruz, motivasyon arıyoruz.) Plan yapmak da açık kalmış düşünce kitaplarımızı zihin raflarına kaldırmaya, kaldırırken de ilişkili diğer düşünce kitaplarını hatırlamaya, onları bulup daha net ve somut bir resim ortaya çıkarmaya benziyor.

Hedeflerimizi belirlerken çoğu zaman diğer insanlardan etkilendiğimiz bilimsel ve acı bir gerçek. Hepimizin esinlendiği, kendine rol model yaptığı, tavırlarını incelediğimiz birileri olmuştur ve esin kaynağımızın davranışlarını örnek alıp onun gibi olabilmeye çalışırız, hatta küçükken iş taklit etmeye kadar varır. Esinlendiğimiz düşünceler, tavırlar, karakterler olmalı! Kalem ve kağıdın gücü  burada ortaya çıkıyor. Kitaplar bizi bu çağa kadar getirdiler. Kitap okumaktansa video kanallarını, filmleri ve dizileri tercih ettiğimiz bir dönemdeyiz ancak köklerimiz kitaplarda ve bilgi birikiminin bu çağa kadar aktarılmasına katkıda bulundular. Dijitale geçsek de ben hiçbir zaman kalemi eline alıp kağıt üzerinde çizerek düşünmekten vazgeçmeyeceğim. Ekrana dokunmakla, kaleme sarılıp hissetmek onu kullanmak arasında yaratıcılığı tetikleyen çok farklı bir güç olduğuna inanıyorum. Bazı şeylerin eski usül kalmasını içimde bir yerde destekliyorum. Hem kalem ve kağıt hala güçlü, hala filmlerin scriptlerinde varlar, şarkıların söz yazarları hala kağıt kullanıyorlar.

İşte ben de kağıdı kalemi aldım elime, bu satırları yazarken yanımdalar, hastayken ve biraz olsun iyi hissetmeye başlamışken, kafamdaki onca düşünceyi toparlamak bir hizaya koymak ve görsel olarak tarifleyebilmek için. Görmek iyi geliyor bana. Bu birkaç günü güzel geçirebilmek için iki yolu seçiyorum. Zihnimdekileri görmek ve kalem tutacak gücüm kalmadığında ise esinlenmek.

Reçetem:

Her gün bir TED videosu klasiğimi bugünlerde bozup, ilginç fikirler ve esin kaynağı olabilecek insanları tanımak, olabildiğince farklı hikayeleri öğrenmek.

Gücümü toparladığım anlarda, odaklanıp yeni neler yapabileceğimi görmek.

Sevdiğim insanlarla konuşmak.

Bol sıvı, düzenli ilaç ve uyku..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s